top of page

12. YARGI PAKETİ (7589 SAYILI KANUN) İLE GELEN KANUN DEĞİŞİKLİKLERİ VE HUKUKİ ANALİZİ

Yazarın fotoğrafı: Mustafa Serkan UZUN
Mustafa Serkan UZUN
8 Eyl
19 dakikada okunur

KONU


  • Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen 7589 sayılı "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un kapsamı, HMK, CMK ve TCK başta olmak üzere ilgili kanunlarda yaptığı somut değişikliklerin eski-yeni karşılaştırmalı incelemesi, yürürlük ve geçiş hükümleri, yargı pratiğine olası etkileri ile doktrin ve baroların değerlendirmeleri


ÖZET


  • 7589 sayılı Kanun, TBMM Genel Kurulu'nda 16.07.2026 tarihinde kabul edilmiş, 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun; ceza muhakemesi, hukuk muhakemesi, maddi ceza hukuku, icra ve iflas hukuku, idari yargılama, borçlar hukuku, medeni hukuk, noterlik, adli tıp ve hakim-savcı yardımcılığı alanlarında toplam on iki ayrı kanunda değişiklik öngörmektedir.


  • Paketin üç ana hukuki ekseni bulunmaktadır: (i) Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarına uyum sağlanması (CMK m.231 HAGB, CMK m.80 genetik veriler), (ii) yargılamaların makul sürede tamamlanması için usul reformu (HMK duruşma aralığı, idari yargıda tek hakim uygulamasının genişletilmesi, e-duruşma) ve (iii) ölçülülük ilkesi gereği ceza adaletinde kademelendirme (TCK m.158/4 "IBAN mağdurları" yarı indirimi).


  • Hukuk yargılamasındaki en köklü değişiklik, HMK m.107'deki belirsiz alacak davasının kaldırılması ve yerine kısmi davada (HMK m.109/4) bir defaya mahsus, ıslaha ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmayan talep artırımı imkanının getirilmesidir.


  • Ceza muhakemesindeki en kapsamlı değişiklik, HAGB kararlarına karşı istinaf ve koşullu temyiz yolunun açılması, işkence, eziyet ve kötü muamele suçlarında HAGB'nin yasaklanması ve denetim süresinin beş yıl olarak düzenlenmesidir.


  • Maddi ceza hukukunda, dolandırıcılık suçlarına iştiraki yalnızca hesap ve ödeme aracı bilgisi vermekten ibaret olan kişilere (TCK m.158/4) yarı oranında ceza indirimi getirilmiş; geçici madde ile kanun yolu incelemesindeki ve infaz aşamasındaki dosyalar bakımından lehe kanunun geriye yürümesi düzenlenmiştir. Bu getirilen düzenleme ile kamuoyunda "IBAN Mağdurları" olarak bilinen banka hesabının 3.kişilere kullandırılmasından kaynaklı bilişim suretiyle dolandırıcılık suçu kapsamına alınanlara da cezada indirim sağlanmıştır.


  • Yürürlük kural olarak 31.07.2026 tarihlidir; HMK m.149'a ilişkin e-duruşma düzenlemesi ise yayım tarihinden itibaren üç ay sonra, 31.10.2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.


  • Önemle vurgulanmalıdır ki pakette genel af, ceza indirimi veya infaz indirimi bulunmamaktadır; taslak sürecinde gündeme gelen "Yargıtay bozma yasağı" (HMK m.371 değişikliği), CMK m.134 (bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma) değişikliği ve aile hukukuna ilişkin tartışmalı öneriler (süresiz yoksulluk nafakasına süre sınırı, boşanmada zorunlu arabuluculuk vb.) kanun metninden çıkarılmıştır.


I. YASAMA SÜRECİ VE PAKETİN TEMEL AMAÇLARI


A. Yasama süreci


  • Paket, Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı hedefleri ile Anayasa Mahkemesinin ceza muhakemesine ilişkin iptal kararlarının yarattığı hukuki boşlukların giderilmesi amacıyla hazırlanmıştır.


  • Teklif, TBMM Adalet Komisyonunda görüşülmüş; komisyonda kamuoyunda "IBAN mağdurları" olarak bilinen TCK m.158/4 düzenlemesi ile geçici madde hükümleri eklenmiştir. Genel Kurulda kabul edilen önergelerle, İİK'ya eklenmesi öngörülen bir madde ile CMK'nın bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin maddesinde değişiklik öngören madde kanun kapsamından çıkarılmıştır.


  • Kanun, 16.07.2026 tarihinde kabul edilmiş ve 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanunun kabul tarihi itibarıyla madde numaraları, Resmî Gazete yayımındaki numaralandırmaya işlenmiş olup, güncel konsolide metinlerde değişiklikler "(Ek:16/7/2026-7589/…) md." şerhleriyle görülmektedir.


B. Paketin temel amaçları


  • Anayasa Mahkemesi iptal kararlarına uyum: CMK m.231 (HAGB) ve CMK m.80 (genetik inceleme) alanlarında AYM içtihatları doğrultusunda yeniden düzenleme yapılması.

  • Yargılamaların makul sürede tamamlanması: hukuk yargılamasında duruşma aralığına üst sınır getirilmesi, idari yargıda tek hakim uygulamasının genişletilmesi, e-duruşmanın etkinleştirilmesi, bilirkişiye gereksiz başvurunun disiplin yaptırımına bağlanması.


  • Ceza adaletinde ölçülülük ve kusur farklılığının cezaya yansıtılması: dolandırıcılıkta yalnızca hesap bilgisi vererek araç konumuna düşenler ile organizatörler arasındaki farkın ceza miktarına yansıtılması.


  • Kanuni faizin ekonomik gerçeklere uyumu: sabit kanuni faiz oranı yerine TCMB reeskont oranına endeksli, yılda iki kez güncellenebilir sistem.

  • Mülkiyet hakkının korunması: miras yoluyla edinilen taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi satışlarında birinci artırmanın mirasçılar arasında yapılması.


  • Dijitalleşme ve yargısal işlemlerde hız: elektronik satış portalının yaygınlaştırılması, noterlik evrakının güvenli elektronik imza ile iletilmesi, vesayet satışlarının elektronik ortama taşınması.


II. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) DEĞİŞİKLİKLERİ


A. HMK m.107: Belirsiz alacak davasının kaldırılması (7589/19 md.)


ÖNCEKİ DÜZENLEME: m.107 uyarınca, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi kendisinden beklenemeyen veya bu durum objektif olarak imkansız olan davacı, belirsiz alacak davası açabilmekte; hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmek suretiyle dava açtıktan sonra karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı belirlendiğinde, ıslah hükümlerine bağlı olmaksızın talebini artırabilmekteydi.


YENİ DÜZENLEME: m.107 yürürlükten kaldırılmıştır (mülga). Belirsiz alacak davasına ilişkin hüküm artık mevzuatta yer almamaktadır.


HUKUK TEKNİĞİ AÇISINDAN FARK: Müessese bir bütün olarak yürürlükten kaldırılmış; işlevi, kısmi dava kurumunun içine yerleştirilen yeni bir talep artırımı mekanizmasına devredilmiştir. Bu tercih, Yargıtay daireleri arasında belirsiz alacak davasının kabul şartlarına ilişkin yıllardır süren içtihat farklılıklarını da kökten çözmeyi amaçlamaktadır.


GEÇİŞ HÜKMÜ: 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, yürürlükten kaldırılan m.107, 31.07.2026 tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edecektir. Yeni açılacak davalarda belirsiz alacak davası açılamayacaktır.


B. HMK m.109: Kısmi davada talep artırımı (7589/20 md.)


ÖNCEKİ DÜZENLEME: m.109, talep konusunun bölünebilir olduğu hallerde alacağın bir kısmının dava edilebileceğini düzenlemekteydi. Davacı, kısmi davada talebini artırmak istediğinde genel ıslah hükümlerine (m.176 vd.) başvurmak zorundaydı.


YENİ DÜZENLEME: m.109'a dördüncü fıkra eklenmiştir. Buna göre: "Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır."


HUKUK TEKNİĞİ AÇISINDAN FARK: Davacı lehine üç kritik güvence getirilmiştir: (i) talep artırımı bir defaya mahsus olmak kaydıyla tahkikatın sonuna kadar yapılabilmekte, (ii) bu artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi tutulmamakta, (iii) artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılmaktadır. Özellikle üçüncü güvence, kısmi dava açan davacının kalan alacak kısmı için zamanaşımı riskini ortadan kaldırmaktadır.


PRATİK SONUÇ: İşçilik alacakları, iş kazası ve meslek hastalığı tazminatları, destekten yoksun kalma tazminatları ve miktarı bilirkişi incelemesiyle belirlenen ticari alacak davalarında, artık davacılar kısmi dava açıp tek seferlik artırım yolunu kullanabilecektir. Dava stratejisi bakımından belirsiz alacak davası açılamayacağı için, dava dilekçesinde asgari miktarın ve talep kalemlerinin isabetle belirlenmesi kritik önem kazanmıştır.


C. HMK m.147: Duruşmalar arası süreye üst sınır (7589/21 md.)


ÖNCEKİ DÜZENLEME: Duruşmalar arasındaki süreye ilişkin kanuni bir üst sınır bulunmamaktaydı; uygulamada uzayan bilirkişi raporu süreleri ve dosyaların duruşma günlerinin ileri tarihlere verilmesi yargılamaların uzamasına yol açmaktaydı.


YENİ DÜZENLEME: m.147'ye üçüncü fıkra eklenmiştir: "Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde, hakim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir."


PRATİK SONUÇ: Duruşmaların üç aydan uzun aralıklarla ertelenmesi kural olarak yasaklanmış; hakime ancak gerekçeli kararla istisna tanınmıştır. Bu düzenleme, makul sürede yargılanma hakkı ve dosyaların yığılmasının önlenmesi bakımından doğrudan bir hızlandırma enstrümanıdır.


D. HMK m.149: E-duruşmada elle imza istisnaları (7589/22 md.)


ÖNCEKİ DURUM: Ses ve görüntü nakli yoluyla (SEGBİS/e-duruşma) duruşmaya katılan taraflar bakımından elle atılan imzaya ilişkin hükümlerin uygulanması, elektronik duruşmanın işlevselliğini sınırlamaktaydı.


YENİ DÜZENLEME: E-duruşmaya katılanlar hakkında, ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma halleri saklı kalmak kaydıyla, elle atılan imzaya ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Bu sayede nitelikli beyanlar dışındaki usul işlemleri elektronik ortamda güvenli elektronik imza veya kimlik doğrulama ile yapılabilecektir.

YÜRÜRLÜK: Bu düzenleme, kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra, yani 31.10.2026 tarihinde yürürlüğe girecektir (HMK ek madde tablosu ve Resmî Gazete kaydı bu tarihi göstermektedir).

PRATİK SONUÇ: E-duruşmanın kapsamı genişlemekte; ancak hukuki sonucu ağır olan beyanlar (feragat, kabul, sulh, ikrar, yemin) bakımından güvence korunmaktadır. Bu ayrım, ispat hukuku ve usul güvenceleri açısından isabetli bir denge kurmaktadır.


E. HMK m.166, m.168 ve m.362: Birleştirme, ayırma ve istinaf sonrası temyize ilişkin düzenlemeler (7589/16, 17, 18 ve 23 md. çerçevesi)


  • Mevzuat Bilgi Sistemindeki HMK ek madde tablosu, 7589 sayılı Kanunun HMK'nın 166, 168 ve 362. maddelerinde de değişiklik yaptığını göstermektedir (yürürlük 31.07.2026).


  • Edinilen bilgilere göre davaların birleştirilmesi ve ayrılması kararlarına karşı kanun yolu düzenlenmiş; bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararların temyiz edilebilmesi için kararın miktar veya değerinin istinaf kanun yolu için öngörülen parasal sınırın üzerinde olması şartı getirilmiştir. Yalnızca yargılama gideri veya vekalet ücretine ilişkin kararların ise istinaf aşamasında kesinleşeceği öngörülmüştür.


  • ⚠️ DİKKAT: Bu kalemlerin (166, 168) güncel madde metinleri, bu bilgi notunun hazırlandığı sırada incelenen konsolide metinlerde ayrıntılı olarak görülememiştir. Somut dosyalarda uygulama yapmadan önce 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete nüshasındaki kanun metninin doğrudan kontrol edilmesi önerilir.


III. 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU (TCK) DEĞİŞİKLİĞİ: m.158/4 "IBAN" YARI İNDİRİMİ (7589/13 md.)


ÖNCEKİ DÜZENLEME: Banka hesabını, IBAN bilgisini veya kredi kartını dolandırıcılara kullandıran kişi, fiili yalnızca bu bilgiyi vermekten ibaret olsa dahi, nitelikli dolandırıcılığa (TCK m.158) iştirakten tam ceza almakta; nitelikli dolandırıcılığın üç veya daha fazla kişiyle işlenmesi halinde TCK m.158/3 uyarınca ceza yarı oranında artırılabilmekteydi. Uygulamada "evden çalışarak para kazanma" vaadiyle hesabını kiralayan dar gelirli kişiler, öğrenciler ve gençler ağır ceza mahkemelerinde yargılanmakta, asıl faillerle aynı cezai sorumluluğa maruz kalmaktaydı.


YENİ DÜZENLEME: TCK m.158'e dördüncü fıkra eklenmiştir. Metin şu şekildedir: "(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir."


HUKUK TEKNİĞİ AÇISINDAN FARK:


  • Düzenleme hem basit (m.157) hem nitelikli (m.158) dolandırıcılığa iştiraki kapsamakta; "iştirakin hesap bilgisi vermekle sınırlı olması" şartına bağlanmıştır.


  • Kapsama banka hesabı yanında aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı hesapları açıkça dahil edilmiştir; bu, dijital çağın gerçeklerine uyum sağlanması bakımından önemlidir.


  • İndirim, "fiille sınırlı olma" ölçütüne bağlandığından, suçu organize edenler, kurbanları arayanlar, sahte kimlik kullananlar ve parayı çeken/yönlendiren kişiler kapsam dışındadır. Bu ayrımın her somut olayda mahkemece delillere göre değerlendirilmesi gerekecektir.GEÇİŞ HÜKÜMLERİ (7589 s. K. Geçici md. 1/6 ve 1/7):


  • Kanun yolu incelemesindeki dosyalar: Yürürlük tarihinden önce TCK m.157 veya 158 uyarınca hüküm verilmiş olup dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, yeni fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.

  • İnfaz aşamasındaki dosyalar: Hakkında TCK m.168 (etkin pişmanlık) uygulanmamış hükümlülerden, yeni fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse, TCK m.168/2'deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Zarar tamamen giderilinceye kadar bu kapsamda infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu hüküm, yürürlük tarihinde hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle yürürlükten sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır.


  • Lehe kanunun geriye yürümesi (TCK m.7/2) ilkesi çerçevesinde, bu düzenleme bir af niteliği taşımamakta, yalnızca ceza miktarını etkilemektedir.PRATİK SONUÇ VE SOMUT HESAP ÖRNEĞİ: Temel cezanın 5 yıl olduğu varsayımında; eski uygulamada TCK m.168/2 etkin pişmanlık ve TCK m.62 takdiri indirim sonrası ceza yaklaşık 2 yıl 1 aya inebilmekteyken, yeni düzenlemede önce m.158/4 yarı indirimi (2 yıl 6 ay), ardından etkin pişmanlık (1 yıl 3 ay) ve TCK m.62 (1 yıl 15 gün) uygulanabilecektir. Cezanın 2 yılın altına inmesi, yeni HAGB düzenlemesi ve ceza ertelemesi açısından sonuç doğuracaktır. Soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki dosyalarda mahkeme yarı indirimi doğrudan uygulayacaktır. Dikkat: İndirimden yararlanmak için suçun TCK m.157/158 kapsamında nitelendirilmiş olması belirleyicidir; TCK m.142 (bilişim yoluyla hırsızlık) veya m.245 (banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması) kapsamındaki dosyalar bu düzenlemeden yararlanamaz.


IV. 5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) DEĞİŞİKLİKLERİ


Mevzuat Bilgi Sistemindeki CMK değişiklik tablosu, 7589 sayılı Kanunun CMK'nın 80, 231, 247 ve 308 numaralı maddelerini değiştirdiğini göstermektedir (yürürlük 31.07.2026).


A. CMK m.231: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) (7589/15 md.)


ÖNCEKİ DURUM (7499 sayılı Kanun sonrası): HAGB kararlarına karşı kanun yolu, AYM'nin iptal kararları sonrası tartışmalı ve dağınık bir haldeydi; uygulamada itiraz yolu öngörülmekte, AYM içtihatları doğrultusunda yeniden yapılandırma ihtiyacı bulunmaktaydı. İşkence, eziyet ve kötü muamele suçlarında HAGB uygulanmasına ilişkin AYM'nin iptal kararları mevcut düzenlemeyi sakatlamıştı.


YENİ DÜZENLEME (m.231/5-14 fıkralarının yeniden düzenlenmesi):


  • Kapsam (f.5): Sanığa yüklenen suçtan dolayı hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması halinde HAGB kararı verilebilecektir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır.

  • Şartlar (f.6): Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve mağdurun veya kamunun zararının aynen iade, eski hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartları korunmuştur.

  • Sonuç doğurmama (f.7): Geri bırakılan hükümde mahkum olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

  • Denetim süresi (f.8): HAGB kararı verilen sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden HAGB kararı verilemez. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. Hakim, bir yıldan fazla olmamak üzere denetimli serbestlik tedbiri (eğitim programı, ücret karşılığı çalıştırma, belirli yerlere gitmekten yasaklanma vb.) belirleyebilir.

  • Zararın taksitle giderimi (f.9): Zararı derhal gideremeyen sanık hakkında, zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek koşuluyla da HAGB kararı verilebilecektir.

  • Yükümlülüğe uygun davranma (f.10): Denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uyulması halinde hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

  • Yükümlülük ihlali (f.11): Denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkeme hükmü açıklar. Ancak yenilik: mahkeme, yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar belirleyeceği kısmın infaz edilmemesine ya da koşulların varlığı halinde hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir; itiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak değerlendirme yapabilir.

  • Kanun yolu (f.12): En kritik yenilik: HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesince verilen kararlar hakkında CMK m.286 hükümleri uygulanır. HAGB kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. Böylece HAGB kararlarına karşı yalnızca itiraz değil, tam kapsamlı bir üst denetim imkanı getirilmiştir.

  • Kötü muamele istisnası (f.14): HAGB hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz. Bu istisna, kamu görevlilerine karşı orantısız güç kullanımı iddialarında cezasızlık algısını önlemeyi hedeflemektedir.


    HUKUK TEKNİĞİ AÇISINDAN FARK: HAGB, "karar verilebilir" takdiri niteliğini korumakla birlikte; kanun yolu bakımından itirazdan istinafa geçiş, sanığın savunma hakkını ve üst mahkeme denetimini önemli ölçüde genişletmektedir. Yükümlülük ihlalinde mahkemeye tanınan yeni kademeli yaptırım yetkisi, doğrudan hükmü açıklamak yerine orantılı sonuçlar üretilmesine imkan tanımaktadır.


    PRATİK SONUÇ: HAGB kararlarına karşı istinaf süresi, CMK m.273 uyarınca geçerli olan süre içinde (güncel düzenlemeyle iki hafta) bölge adliye mahkemesine başvuru şeklinde kullanılacaktır. Bu, özellikle hukuka aykırı delil, eksik soruşturma ve nitelendirme hataları içeren dosyalarda sanıklar için ciddi bir savunma imkanıdır. Bölge adliye mahkemelerinin iş yükü üzerinde ise artış etkisi beklenmelidir.


B. CMK m.247: Kaçak sanık hakkında kovuşturma (7589/16 md.)


ÖNCEKİ DURUM: Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılıp yapılamayacağı ve yokluğunda hüküm kurulup kurulamayacağı, AYM'nin iptal kararları sonrasında belirsizlik taşımaktaydı (m.247/3 fıkrası iptal edilmiş, 7499 ile yeniden düzenlenmişti).


YENİ DÜZENLEME: m.247/3 yeniden düzenlenmiştir: "Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir."


HUKUKİ ETKİ: Kaçak sanık aleyhine kovuşturma yürütülebilecek, ancak savunma hakkı kullanılmadan (sorgu yapılmadan) mahkumiyet hükmü kurulamayacaktır. Teslim olan veya yakalanan sanığa yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı tanınarak savunma hakkı güvenceye alınmıştır.


C. CMK m.308: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi (7589/17 md.)


ÖNCEKİ DURUM: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairelerinin belirli kararlarına karşı bir ay içinde itiraz edebilmekteydi.


YENİ DÜZENLEME: m.308/1 yeniden düzenlenmiştir: "Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz." Ayrıca m.308/4 ile itiraz isteminin kimler tarafından yapılabileceği düzenlenmiştir (sanık, sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar, katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar).


GEÇİŞ HÜKMÜ: Geçici madde 1/8 uyarınca bu değişiklik, 31.07.2026 tarihinden sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanacaktır; öncesinde teslim edilen dosyalarda önceki hükümler uygulanmaya devam edecektir.


HUKUKİ ETKİ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına denetim süresi genişletilmiş, itiraz kapsamı yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik dışındaki tüm daire kararlarına yayılmış, sanık lehine itirazda süre sınırı kaldırılmıştır. Bu, Yargıtay içtihat birliğinin sağlanması ve lehe sonuçların genişletilmesi bakımından önemlidir.


D. CMK m.80: Genetik inceleme verilerinin korunması (7589/14 md. çerçevesi)


  • Mevzuat tablosuna göre 7589 sayılı Kanun CMK m.80'i değiştirmiştir. Edinilen bilgilere göre, genetik inceleme sonuçlarının kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilmesi, belirli süreler sonunda imha edilmesi ve bu bilgilerin ancak mahkeme, hakim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilmesi; beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı halinde derhal imha, diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren belirli süre (kaynaklarda 20 yıl) sonunda silinme ve kişiye silinme talep hakkı tanınması düzenlenmiştir. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesinin genetik verilerin korunmasına ilişkin iptal kararına uyum amacı taşımaktadır.


  • ⚠️ DİKKAT: Anayasa Mahkemesinin 25.12.2025 tarihli ve E.: 2025/141, K.: 2025/274 sayılı kararı ile CMK m.80'in ikinci fıkrası iptal edilmiş olup, iptal hükmü Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra, 18.12.2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. 7589 sayılı Kanunun m.80'de yaptığı değişikliğin bu iptal hükmünü ne ölçüde karşıladığı, yürürlük tarihinde netlik kazanacaktır. Bu nedenle genetik veri uygulamalarında 18.12.2026 tarihi takip edilmelidir.


  • Ayrıca belirtilmelidir ki Anayasa Mahkemesinin 12.02.2026 tarihli ve E.: 2023/128, K.: 2026/36 sayılı kararı ile CMK m.134 (bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma) iptal edilmiş ve iptal hükmünün 25.02.2027 tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılmıştır. 7589 sayılı Kanun teklifinde yer alan m.134 değişikliği, Genel Kurulda kanun metninden çıkarıldığı için, bu alanda kanun koyucunun 25.02.2027'ye kadar yeni bir düzenleme yapması gerekecektir. Dijital delil niteliğindeki verilere elkoyma uygulamalarında bu takvim göz önünde bulundurulmalıdır.


V. İDARİ YARGI DEĞİŞİKLİKLERİ (2577 İYUK, 2576 ve 2575 sayılı Kanunlar)


A. İYUK m.45: Bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesi (7589/5 md.)


ÖNCEKİ DURUM: Bölge idare mahkemesi, ilk derece kararını hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçeyi yetersiz bulduğunda yalnızca kaldırma ve yeniden karar verme yoluna gidebilmekteydi.


YENİ DÜZENLEME:


  • m.45/3: Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulursa, gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa gerekçeyi değiştirerek, maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verebilecektir.

  • m.45/5: Bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak dosyayı mahkemeye gönderebileceği haller sınırlı sayıda yeniden düzenlenmiştir: ilk inceleme ve usuli nihai kararlara istinafın haklı bulunması, görevsiz/yetkisiz veya yasaklı hakimle bakılması, dilekçe reddi gerekirken karar verilmesi, eksik veya yanlış hasım, talep hakkında karar verilmemesi veya eksik hüküm, keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesi, duruşma yapılmadan karar verilmesi. Ancak bölge idare mahkemesi, keşif/bilirkişi (f) ve duruşma (g) eksikliklerini kendisi gidererek karar verebilir. Bu haller dışında dosyanın geri gönderilmesine karar verilemez.


  • m.45/4 ve devamı: Bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden karar verebilir; istinabe imkanı düzenlenmiştir.PRATİK SONUÇ: Bölge idare mahkemelerinin "kaldırma-geri gönderme" yerine uyuşmazlığı kendisinin çözmesi yönündeki yeni düzenleme, idari yargıda yargılamayı hızlandırmayı hedeflemektedir. Ancak gerekçenin üst derece mahkemesince değiştirilmesi, ilk derece kararının gerekçeli olma niteliğine ilişkin doktrinde tartışma yaratabilecektir.


B. İYUK m.46: Temyiz yolu (7589/6 md. çerçevesi) ve 2576 sayılı Kanun m.7 (tek hakim)


  • Bölge idare mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden verdiği kararlar, belirli istisnalar dışında tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştay'da temyiz edilebilecektir.


  • Tek hakimle çözümlenecek dava kapsamı genişletilmiştir: konusu 486.000 TL'yi aşmayan idari işlemlere karşı açılan iptal ve tam yargı davaları, bazı disiplin cezaları, öğrencilere ilişkin bazı işlemler (sınıf geçme, burs, kredi, yurt işlemleri), kamu görevlilerine ilişkin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri ile uyarma cezasına karşı açılan davalar ve aynı parasal sınırın altındaki vergi davaları tek hakimle görülecektir.


  • Temyiz sınırının altında kalan ve kararlar arasındaki parasal farkın 55.000 TL'yi geçmediği durumlarda temyiz yolu kapalı tutulmuştur. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (6458 s.) kapsamındaki sınır dışı, idari gözetim ve ikamet izni iptali davaları temyiz istisnaları arasında sayılmıştır (kaynaklara göre).GEÇİŞ HÜKMÜ: Geçici madde 1/3 uyarınca İYUK m.46 değişiklikleri, yürürlük tarihinden (31.07.2026) sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanacaktır.


C. 2575 sayılı Danıştay Kanunu


Danıştay daire sayısının 10'a düşürülmesine ilişkin süre 4 yıl uzatılmış (2030'a), boşalan her iki üyelik için bir üye seçimi uygulamasından 23.07.2030 tarihine kadar vazgeçilmiştir.


VI. İCRA VE İFLAS HUKUKU İLE DİĞER KANUNLARDAKİ DEĞİŞİKLİKLER


A. İİK m.114: Miras taşınmazlarında ortaklığın giderilmesi satışları (7589/1 md.)


ÖNCEKİ DURUM: Ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde (izale-i şüyu) birinci artırma herkese açık yapılmakta; miras yoluyla edinilen aile taşınmazları üçüncü kişilere değerinin altında satılabilmekteydi.


YENİ DÜZENLEME: Tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda ortaklığın satışla giderilmesinde, birinci artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılır; bu usul bir defaya mahsus uygulanır. Birinci artırmada asgari teklif, muhammen kıymetin %100'ü olarak belirlenmiştir (m.114 ilan bentlerinde). Mirasçılar arasında alıcı çıkmazsa ikinci artırma genel hükümlere göre yapılır (asgari teklif muhammen kıymetin %50'si).


HUKUK TEKNİĞİ AÇISINDAN FARK: Düzenleme, aile mülkünün üçüncü kişilere "kelepir" fiyata satılmasını önlemek amacıyla, birinci artırmaya katılımı mirasçılarla sınırlamakta ve taban fiyatı muhammen bedelin %100'üne çekmektedir. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, alacağının teminatı karşıladığı miktar kadar teminattan muaf tutulacağı ve Hazinenin teminat muafiyeti ilanlarda belirtilecektir.

Yaptırım yeniliği: En yüksek teklifi verip ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin %5'i oranında idari para cezası verilecek; teminat iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edilecek, kalanı hak sahiplerine ödenecektir.


GEÇİŞ HÜKMÜ: Geçici madde 1/1 uyarınca bu değişiklikler, yürürlük tarihinden önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz; bu artırmalarda eski hükümler uygulanır.


B. İdare aleyhine ilamlı icra takibinde ön başvuru (İİK m.34/A çerçevesi)


İdare aleyhine ilamlı icra takibi başlatmadan önce ilgili kamu idaresine, banka hesap numarasıyla birlikte yazılı başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiş; idareye bir aylık ödeme süresi tanınmıştır. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa ilamlı icra yoluna gidilebilecektir. (⚠️ Bu düzenlemenin birebir madde metni, kanunun Resmî Gazete nüshasından kontrol edilmelidir.)


C. 4721 sayılı TMK m.440 ve m.444: Vesayet altındaki kişilerin mallarının satışı


Vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satışının, UYAP'a entegre elektronik satış portalında açık artırma usulüyle yapılması öngörülmüştür. Geçici madde 1/5 uyarınca, yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara eski hükümler uygulanır.


D. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun: Kanuni faiz reformu


  • Sözleşmede faiz oranı belirlenmemiş hallerde uygulanacak kanuni faiz, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının %80'i olarak belirlenmiştir.


  • 30 Haziran günü itibarıyla oran, 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklılık gösterirse, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın %80'i geçerli olacaktır.

  • Bu düzenleme, enflasyonist ortamda sabit kalan kanuni faizin ekonomik koşullara uyumunu amaçlamaktadır. Faiz hesaplamaları, hüküm tarihindeki güncel reeskont oranı üzerinden yapılacağından, icra takip talepleri, bilirkişi raporları ve dava dilekçelerindeki faiz taleplerinin bu yeni sisteme göre formüle edilmesi gerekecektir.


E. 6098 sayılı TBK m.55: Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatında faiz başlangıcı (7589/18 md.)


ÖNCEKİ DURUM: Zarar görenin veya destekten yoksun kalanın tazminatında faiz başlangıcına ilişkin ayrım, uygulamada tartışmalıydı.


YENİ DÜZENLEME: m.55'e eklenen fıkralarla:

  • Kazancın bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminata, haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.


  • İfa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedeller, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.


GEÇİŞ HÜKMÜ: Geçici madde 1/9 uyarınca bu değişiklik, yürürlük tarihinden (31.07.2026) sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır; önceki olaylarda eski hükümler uygulanmaya devam eder.


F. Diğer kanun değişiklikleri


  • 1512 sayılı Noterlik Kanunu: Mahkeme, sulh ceza hakimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya resmi dairelerin noterlik evrak ve defterlerini incelemesi kolaylaştırılmış; evrakın aslının istenmesi halinde noter onaylı örneği yerinde saklayıp aslını gönderecek, elektronik gönderim imkanı varsa evrakı güvenli elektronik imzayla iletecektir. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek ve ücret alınmayacaktır.


  • 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu: Hakim ve savcı yardımcılarına verilecek eğitim konuları (Anayasa, insan hakları, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku, usul hukuku) ve sınav usulleri düzenlenmiştir. Ayrıca hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün konularda bilirkişiye başvurulması halinde uyarma cezası verileceği hükme bağlanmıştır. Bu son düzenleme, yargılamayı uzatan gereksiz bilirkişi incelemelerinin önüne geçmeyi hedeflemekte; ancak hakimler üzerinde disiplin yaptırımı baskısı yaratması bakımından bağımsızlık tartışmalarına yol açmaktadır.


  • 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu: Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyelerinde tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık ya da doktora şartı aranacak; görev süresi 4 yıl olarak belirlenmiştir. Geçici madde 1/4 uyarınca, yürürlük tarihi itibarıyla 4 yıl veya daha fazla görev yapmış olanların görevi sona erer, daha az süredir görev yapanlar kalan süreyi tamamlar.


VII. YÜRÜRLÜK TARİHLERİ VE GEÇİŞ HÜKÜMLERİ ÖZET TABLOSU


  • 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe girenler: CMK m.80, 231, 247 ve 308; HMK m.107 (mülga), 109/4, 147/3, 166, 168 ve 362; TCK m.158/4; TBK m.55; İİK m.114; İYUK m.45 ve 46; 2576 s. K. m.7 (tek hakim sınırı); 2575 s. K. (Danıştay); TMK m.440 ve 444; 2802 s. K.; 2659 s. K.; Noterlik Kanunu değişiklikleri.


  • 31.10.2026 tarihinde yürürlüğe girecekler: HMK m.149'a ilişkin e-duruşma düzenlemesi (7589/22 md.).


  • İzlenmesi gereken AYM takvimi: CMK m.80/2 fıkrasının AYM iptali 18.12.2026'da; CMK m.134'ün AYM iptali 25.02.2027'de yürürlüğe girecektir.


  • Geçici madde 1 uyarınca geçmişe etkili olmayan düzenlemeler: İİK m.114 satış usulleri (ilanı yapılmış artırmalar), 2576 s. K. (yürürlükten sonra açılan davalar), İYUK m.46 (yürürlükten sonra verilen BİM kararları), TBK m.55 (yürürlükten sonraki haksız fiiller), HMK m.107 (yürürlükten önce açılan belirsiz alacak davaları), CMK m.308 (yürürlükten sonra teslim edilen dosyalar), TMK m.440/444 (ilanı yapılmış artırmalar).


  • Geçmişe etkili (lehe) tek istisna: TCK m.158/4 ceza indirimi, kanun yolu incelemesindeki ve infaz aşamasındaki dosyalara da uygulanabilecektir (Geçici md. 1/6-7).


VIII. YARGI PRATİĞİ ÜZERİNDEKİ OLASI HUKUKİ SONUÇLARIN ANALİZİ


A. Hangi süreçler kısalacak?


  • Hukuk yargılamasında duruşmalar arasındaki sürenin üç ayı aşamaması (HMK m.147/3), dava sürelerini doğrudan kısaltacaktır.

  • İdari yargıda tek hakim uygulamasının genişletilmesi ve BİM'lerin gerekçe değiştirme, eksikliği kendisi giderme yetkisi, ilk dereceye geri gönderme kaynaklı uzamaları azaltacaktır.

  • E-duruşmada elle imza zorunluluğunun kaldırılması (31.10.2026 sonrası) ve noterlik evrakının elektronik iletilmesi, yargısal yazışma ve duruşma süreçlerini hızlandıracaktır.

  • Gereksiz bilirkişi başvurusunun disiplin yaptırımına bağlanması, bilirkişi incelemelerinin süre ve kalitesini olumlu etkileyebilecektir.B. Hangi haklar genişleyecek?

  • Savunma hakkı: HAGB kararlarına karşı istinaf ve koşullu temyiz yolu; kaçak sanığın sorgusuz mahkumiyet yasağı ve yargılamanın yenilenmesini talep hakkı; Yargıtay CBS'nin sanık lehine süresiz itiraz yetkisi.

  • Kişisel veri koruması: Genetik inceleme verilerinin kimlikten arındırılması, imha/silinme süreleri ve talep hakkı.

  • Ölçülülük: TCK m.158/4 ile "araç konumundaki" sanıkların cezasının yarı oranında indirilmesi ve lehe kanunun geçmiş dosyalara uygulanması.

  • Alacaklının usuli güvenceleri: Kısmi davada bir defaya mahsus talep artırımı ve artırılan kısımda zamanaşımının dava tarihinden kesilmesi.C. Hangi haklar daralacak veya sınırlanacak?

  • Belirsiz alacak davası müessesesi kaldırıldığından, davacılar artık bu dava türünün sağladığı esnekliğe sahip olmayacak; dava dilekçesinin daha özenli hazırlanması gerekecektir.

  • İzale-i şüyu satışlarında üçüncü kişilerin birinci artırmaya katılımı sınırlanmıştır (mirasçılar arası birinci artırma).

  • HAGB, işkence, eziyet ve kamu görevlisinin kötü muamele suçlarında uygulanamayacaktır (sanık lehine bir daralma).

  • İdari yargıda temyiz sınırları daraltılmış, bazı kararların istinaf/temyiz aşamasında kesinleşmesi öngörülmüştür.

  • İhale bedelini ödemeyen alıcıya %5 idari para cezası getirilmiştir.D. İspat hukuku ve savunma hakkı üzerindeki etkiler

  • HAGB'de istinaf incelemesinin usul ve esasa ilişkin tüm hukuka aykırılıkları kapsaması, delil değerlendirmesinin üst derece denetimine açılmasını sağlayacaktır.

  • E-duruşmada imza istisnalarının feragat, kabul, sulh, ikrar ve yemin dışında tutulması, ağır sonuçlu usul işlemlerinde güvenceyi korumaktadır.

  • İdari yargıda BİM'in gerekçeyi değiştirerek onaması, kararın gerekçeli olma hakkı ve davacının savunma hakkı bakımından özenli uygulanması gereken bir yetkidir.

  • Geçiş döneminde (31.07.2026 öncesi açılan belirsiz alacak davaları, ilanı yapılmış artırmalar, eski haksız fiiller) eski ve yeni hükümlerin birlikte uygulanması, somut uyuşmazlığın tarihine göre hukuki değerlendirme yapılmasını zorunlu kılacaktır.E. Riskler ve kırmızı bayraklar

  • Yüksek risk: HAGB kararlarına istinaf yolunun açılması, bölge adliye mahkemelerinin iş yükünü artıracak; hedeflenen hızlanma etkisi ceza kanun yollarında tersine dönebilecektir.

  • Yüksek risk: CMK m.134'ün 25.02.2027'de yürürlüğe girecek AYM iptali sonrası, bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma rejiminde kanuni boşluk oluşabilecektir.

  • Orta risk: Belirsiz alacak davasının kaldırılması, miktarı ancak bilirkişi incelemesiyle belirlenebilen alacaklarda (özellikle işçilik alacakları) dava açma eşiğini yükseltebilir; ıslah ve talep artırımı usullerinin doğru uygulanmaması halinde hak kaybı riski doğar.

  • Orta risk: Kanuni faizin reeskont oranına endekslenmesi, alacaklı aleyhine nispeten düşük faiz oranlarına yol açabilecek; bu nedenle sözleşmelerde açık faiz oranı kararlaştırılması ve ticari işlerde avans faizi yollarının değerlendirilmesi önem kazanmıştır.

  • Düşük-orta risk: Bilirkişiye başvurunun uyarma cezasına bağlanması, hakimlerin bilirkişiye başvurmaktan çekinmesine ve teknik konularda eksik incelemeye yol açabilir.


IX. DOKTRİN, BAROLAR VE SİVİL TOPLUM DEĞERLENDİRMELERİ


A. Olumlu karşılanan yönler


  • TCK m.158/4 düzenlemesi doktrinde geniş destek görmüştür; "araç" konumundaki kişiler ile organizatörler arasındaki kusur farkının cezaya yansıtılması, orantılılık ve kusursuz ceza olmaz ilkeleriyle uyumlu bulunmuştur.


  • HAGB kararlarına istinaf yolunun açılması, Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda savunma hakkını güçlendiren bir adım olarak değerlendirilmiştir.


  • Belirsiz alacak davasının kaldırılmasının ardından kısmi davada zamanaşımını koruyan talep artırımı mekanizması, içtihat birliğini sağlaması bakımından olumlu bulunmuştur.B. Eleştirilen yönler


  • İstanbul ve İzmir Baroları ile kadın örgütleri: Taslak aşamasında yer alan süresiz yoksulluk nafakasına süre sınırlaması ve boşanmada zorunlu arabuluculuk önerilerini, şiddet mağduru kadınların arabuluculuk masasında eşit koşullarda müzakere edemeyeceği gerekçesiyle "kadın haklarına saldırı" olarak nitelendirmiş; bu öneriler paketten çıkarılarak müstakil bir aile hukuku düzenlemesine bırakılmıştır.


  • Türkiye Barolar Birliği ve barolar: Taslak sürecinde paketin yargı bağımsızlığını zedeleyebileceği, savunma hakkını kısıtlayabileceği ve ceza infaz sisteminde ağırlaştırmalara yol açabileceği endişeleri dile getirilmiştir. Bilirkişiye başvuruya disiplin yaptırımı öngörülmesi, hakimler üzerinde baskı oluşturabileceği gerekçesiyle eleştirilmiştir.


  • Muhalefet partileri: TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde yargı bağımsızlığı, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması ve infaz sistemi sorunları gündeme getirilmiştir.


  • Akademik eleştiriler: İdari yargıda tek hakim kapsamının genişletilmesi ve temyiz sınırlarının daraltılmasının hak arama özgürlüğü üzerindeki etkisi; kanuni faizin reeskont oranına endekslenmesinin alacaklı aleyhine sonuçları; çocuk ceza adaletine ilişkin taslak önerilerin Avrupa standartlarıyla uyumu tartışılmıştır. CMK m.134'ün kanun kapsamından çıkarılması nedeniyle dijital delil rejimindeki belirsizliğin 25.02.2027'deki AYM iptali yürürlüğe girene kadar süreceği ifade edilmektedir.C. Netleştirilen hususlarPakette yer almayan düzenlemeler: genel af, infaz indirimi veya şartlı tahliyede değişiklik bulunmamaktadır; "Yargıtay bozma yasağı" olarak bilinen HMK m.371 değişikliği tekliften çıkarılmıştır; nitelikli dolandırıcılıkta mahkeme değişikliği pakette yer almamıştır.


X. SONUÇ VE KANAATLER


  • 7589 sayılı Kanun, bir "infaz paketi" veya "af paketi" değil; ağırlıklı olarak usul hukuku reformu ve AYM uyum paketi niteliğindedir. Hukuk yargılamasında belirsiz alacak davasının kaldırılması, ceza muhakemesinde HAGB'ye karşı istinaf yolunun açılması, IBAN kiralayanlara yarı indirim ve kanuni faizin reeskonta endekslenmesi, paketin dört belirleyici eksenidir.


  • Mesleki pratik bakımından acil uyum gerektiren noktalar şunlardır: (i) 31.07.2026 sonrası açılacak alacak davalarında belirsiz alacak davası yolunun kapandığı ve kısmi dava artırım mekanizmasının (bir defaya mahsus, tahkikat sonuna kadar) kullanılması gerektiği, (ii) HAGB kararlarına karşı istinaf başvurusunun süresinde yapılması ve gerekçelerin usul-esas ayrımı gözetilerek hazırlanması, (iii) TCK m.158/4 kapsamındaki derdest ve infaz aşamasındaki dosyalar için lehe kanun taleplerinin (bozma istemi, etkin pişmanlık başvurusu) gecikmeksizin hazırlanması, (iv) faiz taleplerinin yeni reeskont endeksli sisteme göre formüle edilmesi, (v) izale-i şüyu ve vesayet satışlarında yeni elektronik satış usullerinin takibi.


  • Belirsizlik taşıyan alanlar (CMK m.80/2 iptalinin 18.12.2026'da, CMK m.134 iptalinin 25.02.2027'de yürürlüğe girmesi ve 166/168 gibi maddelerin uygulama detayları) bakımından Resmî Gazete metinleri ve güncel içtihat takibi önerilir.


  • Yukarıda yer alan tespit ve değerlendirmeler, 08.09.2026 tarihi itibarıyla erişilebilen mevzuat metinleri, Resmî Gazete kayıtları ve güncel kaynaklara dayanmaktadır; mevzuat değişiklikleri ve içtihat gelişmeleri çekincesi saklıdır. Somut dosya ve uyuşmazlıklarda bu bilgi notu yalnızca yol gösterici olup, her olayın kendi koşullarına göre ayrıca değerlendirme yapılması gerektiği kanaatindeyim.


  • İşbu bilgi notunun hazırlanmasında yararlanılan başlıca kaynaklar: 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun metni, Mevzuat Bilgi Sistemindeki 5237, 5271, 6100, 6098, 2004, 2577 ve ilgili kanunların güncel konsolide metinleri, TBMM Genel Kurul kayıtları (16.07.2026), TRT Haber, İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliği duyuruları ile konuya ilişkin hukuk bürolarının ve akademisyenlerin yayımlanmış değerlendirmeleri.


08.09.2026


Yorumlar


bottom of page